Ana içeriğe atla

Çocuğunun vurmasıyla övünen anneye ders!

Yeni evliydim...
İlk bebeğimi kucağıma aldığımda onu öpmeye kıyamadığım dan koklamakla yetiniyordum.

Biraz büyünce artık komşu edinmem gerektiğini, bu sayede çocuğumunda akranlarıyla oynayarak sosyalleşe bileceğini düşündüm.

Benim içinde iyi oldu.

Davetler, icabetleri derken çok sevdiğim yeni arkadaşlarım oldu.

Yalnız arada bir tane diken çıkması kaçınılmazdı.

Diğerlerinden ayırt edemediğim için, her oturmaya onu da çağırmak zorunda kalıyordum.

Aslında iyi bir insandı, fakat çocuğunun akranlarına göre iri ve güçlü olmasından dolayı çok böbürlenir, sürekli "Benim oğlum hiç bir şeyin altında kalmaz, her şeyin üstesinden gelir. Dedesi, babası, abisi her gün yetiştiriyor."

"Bende safça bir soruyla, nasıl yetiştiriyor anlamadım?" dedim ve bunun üzerine gülmeye başladı.


"Allah iyiliğini versin Nazlı! Nasıl yetiştirecekler, tabii ki  dövüştürerek.

Bu erkek çocuğu, zaman güçlülerin dünyası zayıf olan ezilir.

Biz zamanında pısırıktık,  gelen kafamıza vurdu, giden kafamıza vurdu.

Ben çocuğu pısırık yetiştirmem.

Yalnız senin çocuğun biraz pısırık çok ezilir söylemedi deme!"


Bir an şaşkına döndüm, çünkü o zamana kadar evimize her geldiğinde oğlu, oğlumdan büyük olmasına rağmen haksız yere vurur,

Bana; "Ya canım, bu da çocuk o da çocuk ne diyeyim" diyerek üstünü kapatırdı.

Ve ben evimde ağırladığım için bunun tartışmasına girmezdim.

Oğlumsa kendini ifade edebilecek kadar büyük olsa da, çok uysal ve arkadaş canlısı olduğundan, arkadaş edinmenin hatırına sesini çıkarmıyordu.

Ne de olsa yalnızdık, gurbette ailemizde olmayınca lojmandaki komşuları ailemiz bellemiştik.

Ama arkadaş, çocuğunu bilinçli bir şekilde saldırgan yetiştirmesi ve bununla övünmesi, üstelik çocuğumun uyumlu davranışlarını pısırıklık olarak nitelendirmesi canımı epey sıkmıştı.

Onlar gidince akşam eşimle de durumu paylaşıp, "Bak ben gereğini yapacağım sen sadece bana karışma" dedim

Eşim endişeli bir şekilde, "Yapma Nazlı, komşuyuz yüz yüze bakıyoruz bunlar çocuk" dese de dinlemedim.
Ertesi haftaya kadar oğluma,

"Bak oğlum vurmak yanlış bir davranış, fakat savunmak yanlış bir davranış değil" diye telkinler vermeye başladım.

Biraz çalışınca artık öğrenmişti kendisini tartaklayan birine karşı nasıl savunulacağını.

Son kez "Üç kere, vurma! diye uyardıktan sonra artık kendini savunabilirsin" kuralını da öğrettikten sonra artık hazırdık.

Ve adım gibi emindim bir sonraki buluşmada çocuğun tekrar şiddete kalkışacağına.

Komşular birbirleriyle konuşurken, ben odanın köşesinde oynayan çocukların davranışlarını takip ediyordum.

Ve yanılmamıştım.
Sonunda çocuk oğlumun elindeki oyuncağı alarak kafasına kafasına vurmaya başladı.
Akıllı oğlum ona öğrettiğim gibi;
Cenk  vurmasana!, ikinci kez vurduğunda, Cenk vurmasana! (bu arada annesi konuşmaya devam ediyor.) 

Benim içinse dakikalar durmuştu.
Üçüncü kez uyarmasına rağmen vurmaya devam edince; oğlum tasdik istercesine gözlerime baktı ve (demesiydi iyiydi ama) 'Anne?' dedi.

Ben sadece gözlerimi onaylar şekilde kırptım.

Oğlum çocuğu şiddetli bir şekilde itekledi ve yakasına yapışıp, 

"Ben sana vurma demedim mi?" diyerek silkeledi.

Annesi hiç beklenmedik bir şekilde bağırıp "Ne yapıyorsun?" diye oğlumu azarlamaya başladı.

Bense, "Niye kızıyorsun Sevinç, oğlum sadece senin tavsiyene uyuyor" deyince, ne demek istediğimi anlayıp, sessizce yerine oturmak zorunda kaldı.

Hiçbir şey olmamış gibi çayımızı içtik ve evlerimize dağıldık.
O çocuğun bir daha oğluma vurduğuna rastlamadım.


Gülhanım Polat




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir annenin itirafı

“Ailenin tek çocuğuydum, yaklaşık beş  yaşlarındaydım. Annem hem geçimi, hem de ev yükünü yüklenmiş biriydi”  diye başladı arkadaşım söze.     Tek  istediğim çocuklarıma mahremiyet eğitimi verirken, okuduğum kitapların yanı sıra, tecrübeli insanların tavsiyelerini almaktı. Aslında o konuşmaya başlayana kadar fazla da ciddiye almamıştım. Hani her konuya özen gösteriyorum ya bu da eksik kalmasın,  cinsinden bir araştırmaydı sadece. Sözlerine devam ederken açıkçası böyle bir itirafı beklemiyordum. Sanki sormam, içini dökmesi için bahane oldu.    Ve devam etti kaldığı yerden ;   babamın da annemin de en büyük sorunu, karnımızı doyurmaktı. Hakikaten ellerinden geleni yapıyorlardı. Hatta biraz abartmışlardı ki erken yaşlarda obeziteyle karşılaştım.   Onlar çalıştıkça bende hırslanıp okuyacağım, çok iyi yerlere geleceğim diye erken yaşlarda kolları sıvamaya başladım. Yaşım ilerledikçe okul birinciliklerim, şiir ve k...

Elma sirkesi

  Dünya serüvenimiz bir Elmayla başladı. Bizim için çok faydalı olan içinde yüzlerce hikmeti bulunan kokusu, tadı, rengi, kimyası, şifası, görseli her birisi  yıllarca araştırılan elmanın doğada bedava olarak bize sunulması gerçekten tam bir Rahmet tecellisi          ( Anksiyete ve fibromiyalji hastası olarak bu süreci  insanlara ve söylemlerine takılmadan doğayla kafa kafaya vererek yapıyorum. böylece sevgi ve huzurla başlıyorum. )    El hasılı vel kelam bende  sirkeye ilk elmayla başladım. Bir çok araştırma yaptım en iyi sonuç aldığım tarifi sizinle paylaşayım.   ön bilgi olarak bazı temel kuralları söylemek istiyorum  Cam kavanoz şart plastiğe hiç boşuna emek harcamayın  Hijyen  (kesinlikle çamaşır suyu kullanmayın) sıcak su, varsa sirkeyle ya da doğal maden suyuyla çalkalayın  Meyvelerimiz ilaçsız, mumsuz olsun. (ben pazardan kesinlikle fabrika çıkışlı parlak  elma almıyorum. dokusunda m...

Hayata bir de Buradan bakın!

Bakmayı bilmek gerek. Ama nasıl? Hayat, çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Küçük bir formül hatası, hep yanlış netice verecektir. Tıpkı, kendisini bir bütünün parçası olarak değilde, "sen her şeyin merkezindesin", "her şey senin için var" telkiniyle bilinci ayrıştırıp süper egonun esiri haline getirmesi gibi. Bir dönem insanların beynine, "sen her şeyden değerlisin", "hiç bir şey senin kadar  önemli değil" spotuyla yükselen kişisel gelişim akımı.  Ardından, ruhsuz, bencil, depresif, agresif bireyler türetti. Halbuki gül yapraktan mıdır. Yaprak gülden midir? gibi ikilemler kadar saçmadır, kişinin kendisini her şeyden ayrı görmesi. Bir bütündür. Birlikte anlam kazanır. Gül den ayrı bir yaprağında, yapraksız bir gülünde, tek başına hiçbir değeri yoktur. "Varlık" var dan gelir, birdir. Sen var, ben var, o var, dağ var ,güneş var, hayvan var, bitki var, sarı benizli, esmer benizli, buğday benizli, beyaz benizli va...