Ana içeriğe atla

Kozadan çıkmak

     Üretmeyi seven biri olarak uzun zamandır neler yapabileceğimi düşünüp durdum. Bir çok fikir var ama iki küçük çocukla eve bağlıysanız  pek fazla seçeneğiniz olmuyor.
Üretme dürtümün ölmemesi ve ruhumun monotonluktan kurtulması için bir şeylerden başlamaya karar verdim... 



Bir çok ev hanımı gibi benim de gönüllü ve zorunlu bir çok ilgi alanım var. Çocuk yetiştirme, el işi, mutfak, temizlik, dekorasyon, bakım,sağlık, ekonomi, kişisel hobiler ve dahası...Bunları hayatıma külfet değil öz saygımı kazandıracak çocuklarıma ve topluma Anadolu kadının üretici ruhunu canlandıcak bir proje olarak düşünüp; yoluma öyle devam etmek istiyorum. (çok iddialı oldu ama gaza ihtiyacım var mazur görün :))
(tam da bu haldeyim🙈)

Yaptığım ve yapma niyetinde olduğum  projeleri sizinle paylaşmak " benim için büyük bir adım".  
konularla önerileriniz varsa benimle paylaşmanızı istiyorum. Umarım bu konuda bana yardımcı olursunuz. (Bence anlaştık)


O ZAMAN NE DURUYORUZ 


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir annenin itirafı

“Ailenin tek çocuğuydum, yaklaşık beş  yaşlarındaydım. Annem hem geçimi, hem de ev yükünü yüklenmiş biriydi”  diye başladı arkadaşım söze.     Tek  istediğim çocuklarıma mahremiyet eğitimi verirken, okuduğum kitapların yanı sıra, tecrübeli insanların tavsiyelerini almaktı. Aslında o konuşmaya başlayana kadar fazla da ciddiye almamıştım. Hani her konuya özen gösteriyorum ya bu da eksik kalmasın,  cinsinden bir araştırmaydı sadece. Sözlerine devam ederken açıkçası böyle bir itirafı beklemiyordum. Sanki sormam, içini dökmesi için bahane oldu.    Ve devam etti kaldığı yerden ;   babamın da annemin de en büyük sorunu, karnımızı doyurmaktı. Hakikaten ellerinden geleni yapıyorlardı. Hatta biraz abartmışlardı ki erken yaşlarda obeziteyle karşılaştım.   Onlar çalıştıkça bende hırslanıp okuyacağım, çok iyi yerlere geleceğim diye erken yaşlarda kolları sıvamaya başladım. Yaşım ilerledikçe okul birinciliklerim, şiir ve k...

Elma sirkesi

  Dünya serüvenimiz bir Elmayla başladı. Bizim için çok faydalı olan içinde yüzlerce hikmeti bulunan kokusu, tadı, rengi, kimyası, şifası, görseli her birisi  yıllarca araştırılan elmanın doğada bedava olarak bize sunulması gerçekten tam bir Rahmet tecellisi          ( Anksiyete ve fibromiyalji hastası olarak bu süreci  insanlara ve söylemlerine takılmadan doğayla kafa kafaya vererek yapıyorum. böylece sevgi ve huzurla başlıyorum. )    El hasılı vel kelam bende  sirkeye ilk elmayla başladım. Bir çok araştırma yaptım en iyi sonuç aldığım tarifi sizinle paylaşayım.   ön bilgi olarak bazı temel kuralları söylemek istiyorum  Cam kavanoz şart plastiğe hiç boşuna emek harcamayın  Hijyen  (kesinlikle çamaşır suyu kullanmayın) sıcak su, varsa sirkeyle ya da doğal maden suyuyla çalkalayın  Meyvelerimiz ilaçsız, mumsuz olsun. (ben pazardan kesinlikle fabrika çıkışlı parlak  elma almıyorum. dokusunda m...

Hayata bir de Buradan bakın!

Bakmayı bilmek gerek. Ama nasıl? Hayat, çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Küçük bir formül hatası, hep yanlış netice verecektir. Tıpkı, kendisini bir bütünün parçası olarak değilde, "sen her şeyin merkezindesin", "her şey senin için var" telkiniyle bilinci ayrıştırıp süper egonun esiri haline getirmesi gibi. Bir dönem insanların beynine, "sen her şeyden değerlisin", "hiç bir şey senin kadar  önemli değil" spotuyla yükselen kişisel gelişim akımı.  Ardından, ruhsuz, bencil, depresif, agresif bireyler türetti. Halbuki gül yapraktan mıdır. Yaprak gülden midir? gibi ikilemler kadar saçmadır, kişinin kendisini her şeyden ayrı görmesi. Bir bütündür. Birlikte anlam kazanır. Gül den ayrı bir yaprağında, yapraksız bir gülünde, tek başına hiçbir değeri yoktur. "Varlık" var dan gelir, birdir. Sen var, ben var, o var, dağ var ,güneş var, hayvan var, bitki var, sarı benizli, esmer benizli, buğday benizli, beyaz benizli va...